Avrupa Birliği bünyesinde bazı ülkelere ait Ar-Ge kuruluşları 2000’lerin başında AB içindeki yüksek elektrik tüketimini karşılayacak, ama karbon salımını önleyecek enerji üretim sistemleri arayışı içinde “ileri nükleer reaktörlerin” geliştirilmesine karar vermişlerdir. Bu kapsamda Fransa Millî Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) Grenoble yerleşkesinde Hızlı nötron spektrumunda çalışabilecek, zenginleştirilmiş uranyum, aktinitler ve toryum çevrimi kullanabilecek “Ergimiş Tuz Hızlı Reaktörü – MSFR) tasarımına başlanmıştır

Tasarım arka arkaya alınan AB projeleri ile geliştirilmiş ve nihayet 2015-2019 yıllarını kapsayacak şekilde MSFR’nin Güvenlik değerlendirmesi Safety Assessment of MSFR veya kısa adıyla SAMOFAR: ( http://samofar.eu ) projesine başlanmıştır. Koordinatörlüğünü Hollanda’dan Delft Technische Universiteit’ın yüklendiği SAMOFAR projesinde Avrupa ve hattâ Meksika’dan bir üniversite de yer almaktadır.

Yapılan görüşmeler sonucu SAMOFAR proje katılımcılarıyla FİGES arasında 20.Eylül.2016 tarihinde bir Gizlilik Anlaşması imzalanmıştır.

Böylece SAMOFAR’ın konusu olan hızlı spektrumlu ETR’nin birincil ve ikincil ısı değiştiricilerin tasarımına ait iş paketi FİGES’e bırakılmıştır. Aynı anlaşma içinde TÜBİTAK’ın da FİGES ile birlikte Gizlilik Anlaşması tarafı olduğu da kabul edilmiştir.

ANSYS yazılımları kullanılarak ETR’nin ısı değiştiricileri hesaplamaları ve tasarımı ilerlemektedir. Bu konuda yapılan çalışmalarımız Temmuz 2017’de Lecco, İtalya’da yapılan SAMOFAR’ın Yaz Okulu ve taraflar toplantısında sunulmuştur (http://samofar.eu/summerschool/presentations-msr-summer-school-2-4-july-2017/).

Aynı şekilde 4-5 Temmuz tarihlerinde Karlsruhe Teknik Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirilen 2018 SAMOFAR Yaz Toplantısında sunulan proje ilerleme raporları içinde FİGES’in Isı Değiştiriciler ile ilgili sunumu da yer almıştır.

Neden SAMOFAR projesi?

SAMOFAR Projesinin tamamlanması ve gerçekleşmesi nükleer teknolojilerini geliştirmek ve enerji üretiminde bağımsızlık ve çevreye etkisi olmayan sistemler arayan gelişmekte olan ülkeler ve dolaysıyla Türkiye için de büyük avantajlar sağlamaktadır.

2000 Yılında ABD, Fransa, G. Kore, İsviçre, RF, Japonya, Çin, G. Afrika, Kanada, Euratom’un kurucusu olduğu “Uluslararası IV. Nesil Reaktörler Forumu” (Generation IV International Forum- GIF) tarafından seçilen 6 reaktör tipinden biri Ergimiş Tuz Reaktörüdür. (https://www.gen-4.org/gif/jcms/c_9260/public).

AB projeleriyle bu prototipin geliştirilmiş en yeni tasarımı olarak ortaya çıkan Ergimiş Tuz Hızlı Reaktörü (MSFR)’nin sağladığı mevcut konvansiyonel nükleer reaktörlere göre tartışılmaz üstünlükleri şöyle sıralanabilir:

1-ETR’ler son derece güvenlidir. Fukuşima veya Çernobil tarzı kazalara asla izin vermez. Çünkü yüksek basınçta su kullanılmaz.

2-ETR kendiliğinden güvenlidir: fizik kurallarına göre çalıştığından acil durumlarda insana ihtiyaç olmadan kendiliğinden durur.

3-ETR’lerde her türlü yakıt SIVI-ERGİMİŞ TUZ hâlinde bulunur.

4-ETR’lerde zenginleştirilmiş uranyum, nükleer atıklar (aktinitler) ve toryum birlikte veya ikili karışımlar olarak kullanılabilir.

5-ETR’ler toryum kullanımına çok elverişlidir.

6-Toryum kullanan ETR’lerde bir süre sonra kendi yakıtı üretilir. Böylece toryum kaynakları binlerce yıl kullanılabilir.

7-Toryumlu ETR’lerin nükleer atıkları konvansiyonel reaktörlere göre binlerce kez daha azdır.

8-Isıl enerji-elektrik dönüşüm verimi % 50’lere yakındır (mevcut nükleer reaktörlerde % 33 dolayındadır).

9-ETR’leri hem yüksek sıcaklık işlemlerinde (kimya sanayii, hidrojen üretimi) hem de elektrik üretiminde kullanmak mümkündür.

10-ETR’ler 100 MW’tan 3000 MW’a kadar hemen her boyutta, düşük maliyetle kurulabilir.